CİSST’tan Zafer Kıraç, LGBT Mahpusları Yazdı

Posted on 4 Temmuz 2013

0


Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Kıraç, KAOS GL dergisine LGBT mahpusları yazdı. Derginin 129. sayısında yayınlanan yazıyı okuyucularımızla paylaşıyoruz:

LGBT Mahpuslar
Zafer Kıraç
Sayı: 129, Sayfa: 50-51

Hapiste LGBT sayfalarımızda iki konuya yer ayırmak istiyoruz; ayrıca uluslararası kurallardan bölümlere de yer vermeye devam ediyoruz. Birincisi; Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nin kolaylaştırıcılığıyla yürütülecek, katkı sağlayacak herkese açık katılımcı bir yöntemle ilerleyecek olan Özel İhtiyacı Olan Mahpuslar Projesi “LGBT Mahpuslar’’çalışması için desteklerinizi bekliyoruz. İkincisi; Türkiye’de hapishaneler genellikle siyasi davalar üzerinden gündeme gelir, doğal olarak da o mahpus grubunun sorunları üzerinden tartışılır. Adli ve Siyasi mahpus ayırımı çok belirgin bir şekilde önümüzde durur. Hatta Adli Mahpuslar da kendi içinde çok farklı gruplara ayrılıp yine çeşitli ayırımcılıklara uğrar. Bu ayırımcılık hem devlet hem de sivil toplum örgütleri tarafından yapılır. Bu çoğunlukla mahpusların birbirlerine yaptığı bir ötekileştirmeyi de beraberinde getirir.
Hapisteki her bireyin yararına olacak olan tartışma yöntemi ayırım yapılmadan “içeride olmak’’ ve “hapsedilmek’’ ve bunun getirdiği insan hakları ihlalleri üzerinden konuyu tartışmaktır. Bir grubu diğerine göre daha öncelikli ya da saygın görmek ve bu bakışla da ayrıcalıklar istemek başka ihlallerin önünü açmaktadır. Her mahpus grubu elbette kendine özgü koşulları içinde değerlendirilebilir ancak hapishanelerde suçlara göre ayırım yapılmadan uluslararası insan haklarına uygun bir yaşam alanı kurulması gereklidir. Bu konuyla ilgili Sosyoloji Mezunları Derneği üyesi Mustafa Eren tarafından siyasi mahpusların nasıl ayırımcılığa uğradığını görmemiz açısından önemli olduğunu düşündüğümüz yazısına yer veriyoruz. Bu tartışmayı başka sivil toplum örgütlerinden alacağımız görüşlerle sürdüreceğiz.
Hapishanelerde dergimize ulaşanlardan bize yazmalarını bekliyoruz, hem yaşadıkları sorunları çözmeye çalışırız, hem de bu sayfalarda yer vererek kamuoyunda tartışılmasını sağlayabiliriz.
Önümüzdeki sayılarda buluşmak üzere,
Zafer Kıraç

Özel ihtiyaçları olan mahpuslar çalışması: “LGBT Mahpuslar’’
Türkiye’de kamu ve sivil toplum, mahpusların durumlarıyla çok ilgili değillerdir. Ayrıca yetkililer de dâhil olmak üzere birçok insanın düşündüğünün aksine, mahpusların hepsi genç, sağlıklı, heteroseksüel, erkek, Müslüman ve Türkiye vatandaşı değildir. Hapishane koşulları, bu projenin de hedef grubunu oluşturan yaşlı, LGBT, engelli ve yabancı uyruklular için çoğu zaman yeterli ve uygun değildir. Bu gruplar çoğu zaman ihmal edilmiştir ve şu anda Sivil Toplum Kuruluşları tarafından bu gruplar üzerine yürütülen çalışmalar oldukça yetersizdir. Bu çalışma, bu yetersizliği giderebilme konusunda bir adım olma iddiasını taşımaktadır.
Bu iddia göz önüne alınarak projenin amaçları şöyle sıralanabilir: Özel ihtiyaçları olan mahpuslara yönelik insan hakları ihlallerini önlemek ve bunları uluslararası standartlara ulaştırmak amacı ile bu proje LGBT, yaşlı, yabancı uyruklu ve engelli mahpusların sorunlarını belirlemeyi ve değerlendirmeyi; onların özel ihtiyaçlarını ve taleplerini dile getirmeyi; hapishanedeki durumlarını kamuda görünür kılmayı; bu durumu eşitlik ve insan hakları sorunu olarak ele almayı amaçlar. Proje ayrıca, uluslararası insan hakları standartları ve normları ile UNODC el kitabının önerileri doğrultusunda LGBT, yaşlı, yabancı uyruklu ve engelli mahpuslar için daha iyi, insani yaşam koşulları elde etmek için devlet yetkilileri üzerinde baskı oluşturmayı amaçlamaktadır.
Bu amaçlara ulaşabilmek için şöyle bir yöntem izlenecektir: Proje kapsamında ilk olarak her bir grubun ilgili ve gönüllü sivil toplum örgütleriyle toplantılar düzenlenecektir. Yapılan toplantıların ardından ikinci adımı, her bir grup için hapishane ziyaretleri oluşturacaktır. Bu ziyaretlere, toplantılara katılmış olan sivil toplum örgütü temsilcileri de dâhil olacak ve her bir gruptan mahpusların sorunları, söyleyecekleri, talepleri kendi ağızlarından dinlenilecektir. Bu ziyaretler aracılığıyla, ilgili sivil toplum örgütlerinin mahpuslarla birebir iletişime geçmeleri de sağlanmış olacaktır. Toplantıların ve hapishane ziyaretlerinin ardından çalışmanın üçüncü ayağını sonuç toplantıları oluşturacaktır. Bu toplantılarda, her bir mahpus grubu için kamu yetkililerine karşı savunulacak etik kodları içeren dört siyasi önerge ve bir çalışma raporu oluşturulmaya çalışılacaktır. Oluşturulacak olan nihai metinler, bir basın açıklaması ile kamuoyu ile paylaşılacaktır.
Hapiste LGBT bireyler konusunda 12 kurumun 17 katılımcıyla gerçekleştirdiği bir toplantı yapıldı. Ortaya çıkan öneriler şunlardı:
– Bu tür toplantılar yapılıyor ve çalışma bittiğinde ivme de bitiyor ya da herkes kendi çalışmasını yürütüyor ve enerjiler, veriler dağılıyor. Bu tür toplantılar, enerjilerin ve verilerin bir araya gelmesi açısından önemli. Bu nedenle bu toplantıları sürdürmeli ve bu çalışmayı gelecekte sürecek çalışmalara katkı sunacak bir şekilde tasarlamalı.
– Hapiste LGBT’ler için veriler üç kaynaktan toparlanabilir: Hapishane ziyaretleri, hapiste kalmış olan dışarıdaki LGBT bireylerle yapılacak görüşmeler, hapiste bulunan LGBT mahpuslarla mektuplaşmalar.
– Hukuki mevzuatın ele alınması açısından Adalete Erişim’in bilgilendirdiği avukatlar var onlardan destek alınabilir. Hapiste bulunan LGBT’lere, içerisinde haklarını anlatan broşürlerin ve çeşitli ihtiyaçlarının da olduğu paketler yollanabilir.
– Bu çalışmanın hapishanelerde bulunan LGBT’ler tarafından duyulması ve bize ulaşabilmeleri için kanallar yaratılmalı. Çalışmanın duyulması sağlanmalı.
– Bu çalışma kapsamında, sadece LGBT mahpuslar değil infaz koruma memurlarına, hapishanelerdeki sosyal çalışmacılara, hapishane idarelerine yönelik sunumlar, yayınlar vb. çalışmalar gerçekleştirilmeli.
– Katılımcı psikologlar, hapishanelerin LGBT’ler üzerindeki çifte cezalandırma işlevini ortaya çıkaran çalışmalar yapılabilir. Sonuç raporunun bir parçasını da bu değerlendirme oluşturabilir.
– LİSTAG’ın hazırladığı filmin hapishanelerde gösterimi sağlanabilir. Bu gösterim sadece mahpuslara yönelik değil hapishane personeli için de düşünülmeli. “LGBT Hapiste” bloğunda LGBT’lerin ailelerine de yer verilmeli.
– LGBT öğrenciler, hapiste bulunanlara “akran desteği” sunabilir ve çeşitli atölye çalışmaları yapabilir.
– Af Örgütü’nün hapishane personeline dair eğitim seminerleri var. Bu seminerlere LGBT meselesinin dâhil edilmesi de istenebilir.
– LGBT derneklerinin web sayfalarında, lgbthapiste.wordpress.com için link verilmesi sağlanacak.
– Toplantının katılımcılarından bazıları ellerinde hapishanelerden gelmiş mektuplar olduğunu belirtti. Bu mektuplar toparlanacak, taranıp ya da yeniden yazılıp blog’da yer alması sağlanacak.
– LİSTAG, çektiği film için röportajlar yaptığında veya film gösterileri olduğunda bu projeden de bahsedilmesi ve bilinir hale gelmesi için çalışılacak.
– Mecliste sunulmak üzere soru önergesi ve bireysel başvuru için metinler hazırlanacak. Çalışmanın duyurulması açısından medya kanalları ile iletişime geçilecek.
Türkiye hapishanelerindeki “Adli” ve “Siyasi” Mahpus Ayrımı üzerine
Türkiye hapishanelerindeki “adli”, “siyasi” mahpus ayırımının geçmişi Osmanlı’ya dayanır. Söylemde var olan bu ayrılığın yasalarda yer bulması ve ayrı infaz rejimlerinin uygulanmaya başlaması ise ancak birkaç on yıl önce gerçekleşmiştir.
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün istatistiklerine bakıldığında 4 ayrı mahpus kategorisi oluşturulduğu görülecektir. Bunlar “adli”, “terör”, “çıkar amaçlı suç örgütü mensubu” ve “suç grubu bilinmeyen” kategorileridir. Genel Müdürlük 1984 yılına kadar bütün mahpuslar için ortak veriler topluyorken, ilk defa 1984 yılında “adli” ve “terör” ayrımına gider ve bu iki grup için ayrı ayrı veriler toplamaya başlar. Bu ayrıma 2010 yılında “çıkar amaçlı suç örgütü mensubu”, 2010 yılında ise “suç grubu bilinmeyen” ayrımları eklenir.
1984 yılında “terör” olarak bir kategori belirlenmesinin nedeni “Ceza İnfaz Kurumları ile Tevkifevlerinin Yönetimine ve Cezaların İnfazına Dair Tüzük”te, 2 Ağustos 1983 tarihinde yapılan değişikliktir. Bu değişiklik ile beraber mahpusların bir kesimi ilk defa “anarşi ve terör suçlarından hükümlü olanlar” olarak adlandırılır. Böylece yıllarca “siyasi” olarak adlandırılan mahpuslar devlet nezdinde “anarşist” ve “terörist” olarak damgalanır. Bu ayrımı, adım adım farklı infaz rejimleri uygulaması izler. 1983 yılında yapılan değişiklik F Tipi Hapishaneleri de ilk defa gündeme getirir; “anarşi ve terör suçlarından hükümlü olanlar”ın “tek ya da üç kişilik odalar halinde yapılmış bireysel iyileştirme ve eğitim uygulanan özel kapalı cezaevleri”nde tutulacağı belirtilir bu değişiklikte. Farklı hapishanelerde ve farklı koşullarda tutulmayı öngören bu değişik Mart 1991’de kabul edilen Terörle Mücadele Kanunu (TMK) ile tekrarlanır ve oldukça çarpıcı ve ayrımcı bir başka uygulama daha gündeme getirilir. TMK ile beraber adli ve siyasi mahpusların “cezalarını” farklı oranlarda çekmeleri karar altına alınır. Mart 1991 tarihinden günümüze adli mahpuslar mahkemeler tarafından kendilerine verilen “ceza süresi”nin beşte ikisini yatıyorken siyasi mahpuslar ise dörtte üçünü yatmaktadır. Yani bir adli mahpus 20 seneye hüküm giydiğinde 8 sene yatıyorken bir siyasi mahpus 20 sene hüküm giydiğinde 15 sene hapishanede tutulmaktadır. “Çıkar Amaçlı Suç Örgütü Üyesi” mahpuslar için de dörtte üç oranı geçerlidir.
Bu kısa anlatımdan da anlaşılacağı gibi Osmanlı’dan günümüze söylem düzeyinde dahi olsa var olan “adli” ve “siyasi” mahpus ayrımı, 1980’lerden itibaren siyasi mahpusların devlet tarafından “terörist” olarak kodlanmasıyla beraber yeni bir sürece girmiş ve siyasi mahpuslar daha ağır infaz rejiminde tutulmaya başlanmıştır. Bu ayrımcı tutumun izlerini çıkarılan birçok af yasasının yanı sıra en son olarak hasta mahpusların tahliyesini öngören adli pakette de görmek mümkündür. Siyasi mahpuslar bu paketin dışında bırakılmışlardır.
Bu ayrımcı tutum irdelenmeye ve eleştirilmeye açıktır. Sivil toplum örgütlerine ve insan hakları savunucularına bu konuda önemli görevler düşmektedir.
Mustafa Eren

Cezaevlerindeki LGBT’lerin hak ihlallerinin önlenmesi için:
Cezaevi idaresi, idare politikaları ve stratejileri
Cezaevlerinde bulunan LGBT’lerin maruz kaldıkları ayrımcılık, aşağılanma, cinsel taciz ve tecavüz olaylarına ilişkin çok sayıdaki rapor dikkate alındığında, cezaevi otoritelerinin bu grupların mümkün olan en iyi biçimde korunmalarını sağlayacak ve topluma yeniden entegre olabilmelerini etkili biçimde kolaylaştıracak politikalar ve stratejiler geliştirmeleri gerekmektedir. LGBT mahpusların bakımı ve korunması, cezaevleri yönetimlerince geliştirilen genel idare stratejilerine dâhil edilmelidir.
İdari kurallar, çoğu toplumun cezaevlerinde bulunan homofobik cezaevi kültürüne meydan okumalı ve biyolojik ya da algısal cinsel yönelim ya da cinsel kimlik temelinde ayrımcılığa göz yumulmayacağını mutlak olarak belirtmelidir. Cinsel yönelimleri ve cinsel kimlikleri konusunda mahremiyet hakları bulunduğunu vurgulamalı ve cinsel saldırı durumunda ya da böyle bir saldırı korkusu olan durumlarda izlenecek prosedürler hakkında açık talimatlar içermelidir.
İdare, tüm mahkûmların güvenliğini sağlamak için gerekli bütün önlemleri alma sorumluluğunu üstlenmeli, etkili şikâyet mekanizmalarının var olduğu durumlarda bile LGBT mahpusların öne çıktıklarında yeniden mağdur olma riski altında olmayacaklarının varsayılamayacağını kabul etmelidir. Cezaevi kadrosunun cinsel ya da başka türden saldırılarda işbirliği yapmasının ya da kadronun şiddet ya da saldırıdan korkulduğu ya da bunların gerçekleştiği durumlarda önlem almakta yetersiz kalması durumunda disiplin soruşturmasına maruz kalacağı kuşkuya yer bırakmayacak şekilde vurgulanmalıdır.
LGBT toplumunun ve örgütlerinin temsilcileriyle istişare edilerek, LGBT mahpusların korunması ve topluma yeniden entegre olabilmesi için uygun politikalar ve stratejiler oluşturulması üzerine düşünülmelidir. Bu stratejilerin ve uygulamaların sonuçlarını değerlendirmek için ölçülebilir standartlar geliştirilmelidir. Veri toplanması ve değerlendirilmesi, LGBT’lerin korunmasıyla ilgili politikaların temel bir öğesini oluşturmalı, gerektiğinde bu stratejilerin gözden geçirilmesine olanak sağlamalıdır.

. CİSST Yayınları; Özel İhtiyaçlara Sahip Mahpuslar Üzerine El Kitabını http://www.cezaevindestk.org sitesinden indirebilirsiniz.
info@cezaevindestk.org

Reklamlar