“Hapishanedeki Translar”

Posted on 15 Ocak 2014

0


BirGün gazetesinden Önder Abay, “Özel İhtiyaçları Olan Mahpuslar Projesi” kapsamında LGBT mahpuslarla ilgili çalışmalar da yürüten Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği Proje Koordinatörü Mustafa Eren ile bir röportaj gerçekleştirdi. Hapishanedeki transların konuşulduğu ve BirGün gazetesinde 13 Ocak 2014 tarihinde yayınlanan bu röportajı okuyucularımızla paylaşıyoruz:

“Cezaevinde 42 numara topuklu ayakkabı, bulmak çok zor. Ücretini ödesek de memurlar getiremiyor. Burada kurum müdürümüz bizi anlıyor, ancak Ankara’da kalanlar cımbızın bile kısıtlı verildiğinden, diğerleri de hep personel şiddetinden dert yanıyor. Sizden isteğim, bana 42 numara topuklu ayakkabı göndermeniz.” (Deniz’in Mektubundan bir parça)

Hapishanedeki translar

ÖNDER ABAY onderabay603@gmail.com

‘İnsanları hapsetmenin öncelikli nedeni onları iyileştirmektir’ diye yazıyor kanunda, yani her tutukluyu sağlıksız olarak kabul ediyor devlet. Son yıllarda yaşanan keyfi tutuklamaları göz önünde bulundurursak hepimizin her an girebileceği bir yer olarak ele alabiliriz hapishaneleri. İçeride yaşanan hak gasplarından ve kötü muameleden dolayı bırakın iyileşmeyi çok daha kötü/hasta olup çıkıyorsunuz ama. Hapishanelerdeki translara ise ayrıca bir hukuksuzluk ve ayrımcılık uygulanıyor. Cezaevindeki hak ihlalleriyle yakından ilgilenen Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nden Mustafa Eren’le Cezaevindeki transların durumlarını konuştuk…

»Öncelikle hapishanelerde kaç tane trans var ve kaç ayrı hapishanede tutuluyorlar?
Genel Müdürlüğün 5 Temmuz 2013 tarihli bilgi edinme başvurumuza verdiği cevaba göre 15 Mayıs 2013 tarihi itibariyleTürkiye hapishanelerinde 79 LGBT mahpus bulunuyor. Bu mahpuslar 18 ayrı cezaevinde bulunuyor.

»Translar için ayrı kural ve uygulamalar var mı hapishanelerde?
Girişten itibaren farklı uygulamalar söz konusu. Girdiğinde LGBT olduğunu ifade etmişsen eğer, sana bir sağlık raporu alman dayatılıyor. Hastaneye sevk ediliyorsun ve sağlık kurulu raporu alıyorsun. Bir insanın beyanı üzerinde nasıl bir muayene yapılıyor da rapor veriliyor bilmiyoruz. Eğer söz konusu olan bedene yönelik bir muayene ise bu tamamıyla bir insan hakları ihlâlidir. Diyelim ki LGBT olduğunu ispat ettin ve bir sağlık kurulu raporu aldın, hapishane yaşantısındaki ikinci büyük problem başlıyor bu sefer. Hapishanelerin fiziki koşulları ve LGBT mahpusların kendi güvenliği gerekçe gösterilerek fiili tecrit hayatı yaşatılıyor.

»Bu tecrit olayını biraz açabilir miyiz?
18 ayrı hapishanede 79 trans tutuluyor. Sayılarının en fazla olduğu hapishane Maltepe ve orada da 11 trans mahpus 4 ayrı koğuşta. Yani en iyi ihtimalle 3 kişi bir araya geliyorlar. Tecrit derken iki durumu kastediyorum. İlk olarak, diğer mahpuslarla bir araya getirilmiyorlar. Onlarla bir araya getirilmemek adına atölyelerde de çalıştırılmıyorlar meselâ. Diğer ortak kullanım alanlarını da ne kadar kullanabildikleri muamma. Bu durum sosyal yaşamdan izole ediyor LGBT mahpusları. İkinci olarak ise eğer LGBT mahpus o hapishanede tek ise, diğer mahpuslarla da bir araya getirilmediği için hapislik hayatı boyunca tek başına tutulabiliyor. Bakanlığın verilerine göre 5 LGBT mahpus bulunduğu hapishanede tek tutuluyor.

»Yoğun olarak kaldıkları bir cezaevi yok mu?
Maltepe’deki 11 ve Eskişehir’deki 9 mahpus dışında geriye kalan 59 mahpus diğer 16 hapishanededir. Devletin LGBT mahpuslar için ayrı bir cezaevi yapma projesi var ama bizce de bu sorunun çözümü için doğru yol değil.

»Doğru yol sizce nedir?
Sivil toplum örgütlerinin ve özellikle de LGBT derneklerinin hapishanede çalışma yapabilmesine izin verilmelidir. Bu çalışma sadece LGBT mahpuslara yönelik olmayacak, hapishane personelini ve diğer mahpusları da kapsayacaktır. Personele ve diğer mahpuslara trans olmanın bir hastalık olmadığını anlatmak gerekiyor. Bulundukları hapishanelerde sosyalleşmelerini sağlamak yerine yapılacak özel bir hapishaneye bütün LGBT’leri toplamak doğru olmaz. Çünkü örneğin bütün sosyal ortamı Ankara’da olan birinin hapis için İstanbul’a ya da bu cezaevinin yapılacağı başka bir kente götürülmesi onu sosyal çevresinden tamamen koparmak anlamına gelir. Ayrıca sadece mahpuslar için de değil oraya ziyarete gidenler için de bir damgalama aracına dönüşür bu hapishane.

»İçeride hapis yatan translar kişisel ihtiyaçlarını nasıl karşılıyorlar? Ailelerinden destek görebiliyorlar mı?
İçeriden aldığımız mektuplara ve hapishanelerdeki görüşmelerimize dayanarak söyleyebilirim ki, büyük bir kısmının ailesiyle bağı yok. Zaten bu durumu ailesine açıkladıktan sonra ailesiyle bağları kopmuş oluyor bir çoğunun, genelde hapis öncesinde kurdukları sosyal ortamdan arkadaşları destek olmaya çalışıyor. Hapishanelerde atölyeler var ve mahpuslar günlük altı, altı buçuk liraya çalıştırılıyorlar ve aslında yoğun bir emek sömürüsü var. Bu ayrı bir tartışma konusu, ancak LGBT mahpuslar buralarda da çalışamıyorlar, hiçbir geliri yoksa bu olanaktan da yoksunlar..

»Dile getirmek istediğiniz başka bir sorun var mı?
Bir de cezalarının büyük bir kısmını yatmış artık açık hapishaneye geçme hakkını kazanmış insanları da güvenlik gerekçe göstererek kapalı cezaevlerinde tutmaya devam ediyorlar. Bu hukuksuz bir durum, bir hak gaspı. Devlet içerideki mahpusun güvenliğini sağlayamadığı gerekçesiyle haklarını gasp ediyor.

»İçeriye girme nedenleri nelerdir. Bununla ilgili herhangi bir araştırma yapıldı mı?
Bir soru önergesine verilen cevapta bu bilgiler var. 79 mahpustan 22’si adam öldürme, 30’u yağma, 14’ü hırsızlık, 6’sı uyuşturucu, 3’ü cinsel saldırı, 2’si konut dokunulmazlığını ihlal, 1’i kamu malına zarar verme, 1’i ise yaralama fiilleri nedeniyle hapishanede tutuluyorlar. LGBT mahpusların dörtte birinin adam öldürme, yarısından fazlasının ise hırsızlık, yağma gibi nedenlerle hapishanede tutulduğu göz önüne alınırsa ülkemizde LGBT’lerin başlıca sorunlarının can güvenliği ve geçim kaynaklarından mahrumiyet olduğu söylenebilir. LGBT’ler bu sorunlar nedeniyle “hapishaneye düşmekte”dirler.

»Mahkemelerde hâkimlerin veya hapishanelerdeki gardiyanların tutumlarında söz konusu trans olunca bir farklık oluyor mu ?
Şu an hapishanede olanların yüzde 90’ı hükümlü, yalnızca küçük bir kısmı tutuklu olarak kalıyor. Bu hükümlülük oranı mahpus kitlesinin geneli düşünüldüğünde çok yüksek. Bu verileri göz önünde bulundurduğumuzda acaba mahkemeler LGBT’ler için çok hızlı mı sonuçlanıyor, toplumda varolan genel olumsuz kanılar, mahkemelerde de mi varlığını koruyor sorularını akla getiriyor. Basına yansıyan haberlerden, içeride tacize ve tecavüze uğrayan LGBT mahpuslar olduğunu da biliyoruz. Bir gardiyandan şikâyetçi olan mahpusa ‘Olmaz öyle şey o namazında niyazında biridir’ karşılığı verildiğini de biliyoruz.

»Çok teşekkür ederiz bilgiler için. Son olarak ne söylemek istersiniz?
Hapishaneler şu haliyle ‘iyileştirmeden’ çok rahatsızlıkların ve hastalıkların merkezi haline gelmiş durumda. LGBT mahpusların sorunlarının çözümü için STÖ’lerin hapishaneye girebilmesi ve LGBT mahpusların yanı sıra personele ve diğer mahpuslara yönelik çalışmalar yapabilmesi gerekiyor. Gerçek çözüm için ilk adım bu diye düşünüyorum.

Reklamlar