Trans Mahpus Zehra Türkiye Hapishanelerini Anlatıyor

Posted on 2 Eylül 2014

0


 

zehra_foto

Tutulmakta olduğu Adana Yumurtalık Açık Hapishanesinden izinli olarak ayrılan Zehra, Türkiye hapishanelerinde trans mahpus olmayı anlattı. Pembe Hayat sitesinde 14 Ağustos 2014 tarihinde yayınlanan Yusuf Al imzalı haberimizi okuyucularımızla paylaşıyoruz:

 

Bir transın gözünden “içerisi”…

Zehra, cinayete teşebbüsten yargılanıp hüküm giymiş bir trans. Hapislik macerası, dört yıl kadar önce Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde başladı. Geçtiğimiz Haziran ayında kendi tercihiyle Adana Yumurtalık Açık Cezaevi’ne nakledildi. Zehra, cezasının kalan kısmını tamamlamak için dört yıl daha cezaevinde kalacak. Cezaevi macerasında açık veya örtük olarak değişik ayrımcılık biçimleriyle mücadele etmek zorunda kaldığını anlatan Zehra, 20 saatlik izninin ilk anlarını, Pembe Hayat’a ayırdı.

 

Tutuklanman ve cezaevine konman döneminde nasıl bir muameleyle karşılaştın?

2006 yılında yargılanmam başlamıştı. Yaklaşık 6 yıl sonra sonuçlandı, 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası aldım. 2012 ortalarında mahkumiyetim kesinleşince karakola gidip teslim oldum. Sincan Kampüs Cezaevi’ne 25 erkek mahkumun arasında gönderildim. Oradan Kadın Kapalı Cezaevine ayrıldım.

Cezaevinde önce standart bir uygulama olarak mahkum kabul bölümüne alınıyoruz. Çırılçıplak soyulup aranıyoruz. Bu aşamada kötü muamele görmek de aynı standardın bir parçası. Geçici olarak bir odaya konuluyoruz. Mesai günü değilse, mesai saatine kadar burada tutuluyoruz. Ardından koğuşa alınıyoruz.

Trans bir mahkuma cezaevinde nasıl bir gözle bakılıyor?

Trans birey olarak koğuşta bulunmak çok zor. Hayatlarında daha önce bir kere bile trans bireyle karşılaşmamış insanlarla ilişki kurman gerekiyor. Önce onların gizli aşağılamalarıyla başetmen gerekiyor. Elbette açıkça yapılan bir aşağılama değil bu. Önce mahkeme tarafından suçun dolayısıyla mahkum ediliyorsun, ardından hapislik arkadaşların tarafından yargılanıyorsun. Görevlilerin de nefret dolu bakışlarına hedef oluyorsun. Geçtiğimiz Haziran ayının 19’unda mektuplaştığım bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine, Adanra Yumurtalık Kadın Açık Cezaevi’ne nakledilmek talebiyle başvuruda bulundum. Talebim kabul edildi. Yumurtalık’a geldiğim zaman gördüm ki, Sincan’daki koşullarımızdan ben boşuna şikayet ediyormuşum. Burada resmen, yılanların ve akreplerin arasında yaşıyoruz. Daha önce hiç görmediğim böcek türlerine buradaki koğuşta rastladım.

Mahkumların şikayetçi olduğu başlıca konular neler?

Mektup okuma komisyonu bulunmadığından uzun yazılmış mektupların postalanmasına izin verilmiyor. Mektupların kısa yazılması ve zarfların açık bırakılması şartı var.

Yemekler hem kalite hem miktar olarak yetersiz. 140 kadın için yemek çıkarılıyor. 20 kişilik bir koğuşa verilen yemek, dört görevli için ayrılan yemek miktarının dörtte biri kadar. Parası olmayan insanlar aç kalıyor. İzin günlerinde fuhuş yapmaktan başka bir para kazanma yolu da yok. Açık cezaevlerinde yaygın biçimde kadınlar izin günlerini para karşılığı fuhuş yaparak geçiriyor. 20 yaşında tandığım arkadaşlarım var, düzenli bir gelire kavuşabilmek için 70 yaşındaki insanlarla sevgili oluyorlar.

Doluluk gerekçesiyle zaman zaman zorunlu sevk uygulaması oluyor. Bir süre önce 31 kişilik bir listeyi Sivas Açık Cezaevi’ne gönderdiler. Sivas, mahkumlar arasında sürgün yeri sayılıyor. Bir sabah saat 06.00 sularında kaldırıp sayım düzenine soktular. Adı listede yer alanların bedduaları, ağlama sesleri kulağımdan gitmiyor.

Ödenek ayrılmadığı gerekçe gösterilerek çalıştırılmamız karşılığında bize ödenmesi gereken maaş ve ücretler ödenmiyor. Ben her gün saat 07.00 ile 23.00 arasında mutfakta çalışıyorum. Bunun için bana bir karşılık ödenmesi gerekirken, “Ödenek yok” gerekçesiyle emeğimizin karşılığı ödenmiyor.

Görevlilerin tutum ve davranışlarından yoğun şikayetler var. Gardiyanlar, mahkumlarla karşılaştıklarında bir canavara dönüşüyorlar. Hüküm altında olmamız, her türlü aşağılamaya müstehak olduğumuz anlamına geliyor.

Zorunlu ihtiyaç maddelerinin kantinde bulundurulmaması bir başka ortak şikayet konusu.

Mahkumlar bu ihtiyaçlarını nasıl karşılıyor?

Cezaevleri başka hiç bir yerde rastlayamayacağınız bazı para kazanma fırsatlarının keşfedildiği mekanlar. Kantinde kadın ped’i bulundurmazsanız, bunları dört beş katı fahiş fiyatlarla dışarıdan temin etmek zorunda kalıyorsunuz. İşte bu ekonomik fırsatlar, dışarıdan temin etme aşamasında devreye giriyor. Cezaevi yönetiminin izniyle bir seyyar satıcı geliyor, bu zorunlu tüketim maddelerini, düşük kalite, yüksek fiyat tarifesiyle size satıyor.

Herhangi bir kurumda temizlik görevlisi istihdam ettiğinizde asgari ücretin altında bir ücret ödemezsiniz. Oysa cezaevinde aynı hizmeti, ayda 105 lira ödeyerek satın alabiliyorsunuz. Üstelik haftanın yedi günü 10-11 saat çalıştırmak koşuluyla. Ankara Kadın Kapalı Cezaevi’nde bir mantı atölyesi var. Burada çalıştırılan mahkumlardan günde en az 10 kg mantı üretmeleri isteniyor. 10 kg.’lık kotayı gerçekleştirebilenlere, ayda 150 lira ödeniyor. Beğendik gibi büyük markaların marketlerde raflara koyduğu mantılar bu yolla imal ediliyor. Kotalarını tutturamayan mahkumların ücretlerinden kesinti yapılıyor.

Haber: Yusuf Al

Reklamlar