Menemen Hapishanesinde Trans Kadın Hak İhlalleri Yaşıyor

Posted on 5 Şubat 2016

0


11 yıldır mahpus olan trans kadın Esra’nın Menemen Hapishanesi’nde yaşadıklarını vasisi Merve Arkun Jinha’dan Özgü Özütok’a anlattı. Haberin detaylarını sizlerle paylaşıyoruz. 

İZMİR – 11 yıldır tutsak olan trans kadın Esra, şu an Menemen Cezaevi’nde erkek koğuşunda tutuluyor ve cezaevi yönetimi tarafından tecrit altında tutuluyor. Esra’nın tutsaklığı boyunca tacize, cinsel işkenceye ve şiddete maruz kaldığını aktaran vasisi Merve Arkun, Esra’nın tüm haklarının gasp edildiğini söyledi.

Transların sayısız hak ihlallerine uğradığı cezaevlerinde trans kadın Esra’nın da hakları gasp ediliyor. İkili cinsiyet sisteminde başka kimseye yaşam hakkı tanımayan heteronormatif toplumda, cezaevlerindeki translarda aynı normatif uygulamaya maruz kalıyor. Esra, bir trans kadın olmasına rağmen erkek koğuşunda tutuluyor. Kimliğini, yönelimini, cinsiyetini yok sayan bu uygulamanın yanında bir de tecrit uygulanıyor. Esra’nın yaklaşık 1 buçuk yıl önce Kırıklar F tipi Cezaevi’ndeyken bir gazetede yayımlanan röportajını okuyan Merve Arkun, bu röportajın ardından Esra’yla iletişim kurmaya başlıyor. Şu an Esra’nın vasisi olan Merve, cezaevinde trans kadın tutsaklara neler yaşandığını ve Esra’nın hikayesini JINHA’ya anlattı.

Esra’nın şartlarını iyileştirmek için mektup kampanyası

Merve, Esra’nın geçtiğimiz temmuz ayında Samsun Canik E tipi Cezaevi’ndeyken tacize, cinsel saldırıya ve işkenceye uğradığını anlatıyor. Bu durumu öğrendikten sonra, kadın dayanışmasıyla birlikte anarşist kadınlar olarak Esra için dayanışma kampanyası düzenlediklerini, ardından da mektup yolladıklarını söylüyor. Yurtiçinden ve yurtdışından birçok mektup geldiğini ifade eden Merve, bu mektupların cezaevi yönetimi üzerinde etkili olduğunu ve şartların biraz daha iyileştiğini aktarıyor.

‘Trans olduğu için tecrit’

Merve, 4 ay önce Menemen T tipi Cezaevi’ne sevk edilen Esra’nın burada yaşadığı olumsuzlukların da sistematik bir şekilde sürdürülerek artırıldığını aktarıyor. Esra’nın daha önce trans bir kadın olarak yaşadığı zorlukları Menemen Cezaevi’nde de yaşadığını belirten Merve, “Henüz geçiş ameliyatlarını olmadığından, mavi kimliği olduğu için erkek tutsakların kaldığı bölüme sevk edildi. Cezaevi yönetiminden güvenlik gerekçesi bahane edilerek daha önceki cezaevlerinde olduğu gibi tecride alındı. Cezaevi yönetimi bunu tekli oda şeklinde teorize etmeye çalıştı ama Esra’nın kaldığı yer şu an bir hücredir” diye aktardı.

‘Hakları gasp ediliyor’

Hücrede kalmasından dolayı cezaevi yönetimi tarafından birçok hakkının gasp edildiğini aktaran Merve, erkek bölümünde yaşadıklarına şöyle dikkat çekiyor: “Erkeklerin içinde olduğu için bütün ceza infaz memurları, gardiyanlar hep erkek. Aramalar yapıldığında her defasında iş aramadan çıkıp taciz boyutuna ulaşabiliyor.”

Adalet Bakanlığı’na başvuru

Kampanyalarını güncelleyeceklerini belirten Merve, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nin de (CİSST), LGBTİ tutsaklar için yaptığı çalışmaları aktardı. Yaklaşık 100 trans tutsağın olduğunu ve her birinin Esra’yla aynı şartlar altında yaşamaya çalıştığını söyleyen Merve, “Bu olayın takipçisi olarak Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği, LGBTİ örgütleri var. Esra ile görüşmek için geçen hafta avukatlar gitti, fakat cezaevindeki yetkililer nöbetçi müdürlerin orada olmadığından dolayı henüz bir görüşme gerçekleştirilemedi. Biz bu süre içinde Adalet Bakanlığı’na ve Meclis İnsan Hakları Araştırma Komisyonuna başvurduk ve aynı zamanda cezaevi yönetimiyle iletişim kurma çabalarımız sürüyor” ifadelerinde bulundu.

‘Geçiş ameliyatını hızlandırmaya çalışıyoruz’

“Mavi kimliğe sahip olduğu süre boyunca devlet onu bir erkek olarak tanımlaya devam edecek ve bir kadın olmasına rağmen erkeklerin arasında tutsaklık etmeye devam edecek” diyen Merve, “Bu da Esra için bitmeyen bir tecrit ve taciz döngüsünün devam etmesine sebep olacak. Biz de süreçte Esra’nın geçiş ameliyatını yapması için gerekli işlemleri hızlandırmaya çalışıyoruz. Diğer tüm LGBTİ tutsakların yaşadıkları hak ihlallerini daha görünür kılarak, bu mağduriyeti yaşayan insanlara dışarıdan bir ses vermek ve farklı cezaevleri üzerinde baskılar oluşturarak dönüştürebileceğimiz, değiştirebileceğimiz bütün olumsuzları ortadan kaldırmak istiyoruz” dedi.

‘Bu erk bir zihniyettir’

İzmir’de yaşayan trans birey Demet Yanardağ ise, transların gardiyanlar tarafından tacize ve tecavüze maruz kaldığını ve duyulmaması için de tehdit edildiklerini aktarıyor. Toplumda olduğu gibi transları cezaevlerinde de yalnızlaştırıp baskı kuran erk bir zihniyet söz konusu olduğunu belirten Demet, “Aslında Esra’nın yaşadığı ayrımcılık, taciz, tecavüz tüm translara yaşatılıyor. Bazı cezaevlerinde tecrit uygulaması varken bazı cezaevlerinde trans koğuşları var ancak oradaki gardiyanlarda erkektir. Eğer Türkiye’de yaşayan bir transsanız adeta her şeyin size yapılması mubah görülüyor. Seks objesi olarak görülüyorsunuz. Kendilerindeki namus kavramı ne yazık ki böyle ikiyüzlü bir kavramdır” şeklinde konuştu.

‘Trans kadınlara kadın gardiyan verilmeli’

“Türkiye’deki gardiyanların da bu konularda eğitilmesi gerektiğini düşünüyorum” diyen Demet, “Ayrıca translara özel gardiyanlar da bulunmalı. Trans kadınlara kadın gardiyan verilmeli. Bu anlamda transları istihdam edebilirler. Translar seks işçiliği yapmasın deniyor ama bir yandan yapabilecekleri iş kolu yok. O zaman trans gardiyan, öğretmen, doktor da olabilmeli. Erkek tahakkümü her yerde olduğu için bunun acısını bizler de çekiyoruz” diye belirtti.

04.02.2016

Reklamlar