LGBTİ Mahpus Artık Tekli Hücrede Tutulmayacak!

Posted on 21 Aralık 2016

0


Alanya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda kalan LGBTİ mahpuslar uzun zamandır kapasite yetersizliği nedeniyle tekli hücrede tutulmaktaydı. Bu konuyla ilgili 50’ye yakın LGBTİ dernek ve oluşumları ile bir basın bildirisine imza atmış ve LGBTİ mahpusların tekli hücrede tutulmalarına son verilmesini istemiştik.

Alanya L Tipi Hapishanesinin müdürü ile görüşen ve LGBTİ mahpusların şikayetlerini aktaran avukatlara ise şu bilgi verilmişti: “cezaevinin kapasitesinin 480 olduğu ancak gün itibariyle cezaevinde 1600’i aşkın hükümlü ve tutuklunun bulunduğu, çok fazla yer sıkıntısının olduğu son olarak yemekhanenin bir bölümünü koğuşa çevirdiklerini, mahkum profilinin fazla sayıda olduğu öncelikle uğraşlarının mahkumların can güvenliğini sağlamak olduğunu ve bu eşcinsel mahkumların ayrı koğuş vermenin zor olduğu, fiziki koşulların ayrı koğuş açmaya imkan vermediği eşcinsel mahkumların ise hücrelerde değil, tek kişilik koğuşlarda bulunduğu, aslında o tek kişilik koğuşlarda kalmak isteyen çok mahkum olduğu, eşcinsel mahkumlara diğer mahkumların çok kötü baktığı ve davrandığı, bu yüzden onları diğerleri ile aynı anda havalandırmaya çıkarmadıklarını…”

1 seneye aşkın süredir tekli hücrelerde kalmak zorunda olan LGBTİ mahpusların sevk talepleri de aynı sebeplerden ötürü gerçekleştirilemedi. Ancak yakın zamanda umut veren bir gelişme yaşandı.  Alanya L Tipi Hapishanesi’nde tekli hücrede kalan bir LGBTİ mahpus için Av. Halime Şenli Bilgin’in yapmış olduğu itiraz X. v. Türkiye davası gerekçe gösterilerek kabul edildi. 

Hapishane idaresi Av. Bilgin’e mahpusun 15 günde bir sportif faaliyetlere ve etkinliklere katıldığına dair bilgi vermişti. Bunun üzerine Av. Bilgin, 14/12/2016 tarihli dilekçesinde hapishanenin kapasitesinin dolu olduğunun doğru olduğunu, ancak bu mahpusların haklarını ihlal etmek için yalnızca bir bahane olduğunu, kararda belirtilen 2 haftada bir sportif etkinliğe çıkarıldığı idasının da doğru olmadığını, ayrıca diğer mahpuslarla da görüştürülmediğini, hiçbir şekilde ortak faaliyetlere katılamadığını, insanın sosyal bir varlık olduğunu, diğer insanlarla birlikte olmak, konuşmak, anlatmak, dinlemek, paylaşmak istediğini, sosyal olma diğer insanlarla iletişim kurmak zorunlu gereksinim olduğunu ve müvekilinin hiç bir yasal dayanağı olmadan bundan yoksun bırakılmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, karara itiraz etmiştir.

İdarenin araştırma ve inceleme yapmadan bu taleplerin bir kısmı için karar vermesini usul ve yasaya aykırı bulmuş ve Alanya L Tipi Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 06/12/2016 tarih ve 2016/7654 sayılı kararına itirazı kabul edilmiş ve karar iptal edilmiştir.

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İkinci Dairesi 09/10/2015 tarih 24626/09 Başvuru Numaralı X. v. Türkiye Davası kararı nedir?

“…AIHM, mahkumların insanlık onuruna uygun koşullarda tutulma hakkına ilişkin genel ilkelerle ilgili olarak, diğerlerinin yanı sıra Mouisel v. Fransa (no. 6726/01, par. 37-40, AİHM 2002-IX) ve Renolde v. Fransa (no. 5608/05, par. 119-120, 16 Ekim 2008) kararlarına atıfta bulunmaktadır. Bu bağlamda AİHM, Sözlleşme’nin 3. Maddesinin Devletin, her kişinin insanlık onuruna saygının gerektirdiği koşullarda tutulmasını sağlama, infaz biçiminin ilgiliyi çaresizliğe veya tutukluluk halinde kaçınılmaz acı seviyesini aşan yoğunlukta bir sıkıntıya mahkum bırakmama ve infazın pratik gerekliliklerini dikkate alarak, tutulan kişinin sağlık ve iyilik halini uygun şekilde sağlama (Kudla v. Polonya [BD], no. 30210/96, par. 92-94, AİHM 2000-XI) yükümlülüğünün bulunduğunu hatırlatmaktadır. AİHM, başvuranın vücut bütünlüğüne saldırı riski bulunduğuna yönelik kaygılarını dikkate almaktadır.. Şüphesi, başvuranın diğer tutuklularla birlikte tutulduğunda maruz kaldığı ve bizzat kendisinin şikayetçi olduğu sindirme ve taciz eylemleri düşünüldüğünde, bu endişeler başvuranı korumak için bazı güvenlik tedbirlerinin alınmasını gerekli kılsa dahi, başvuranın cezaevi topluluğundan tamamen dışlanmasını haklı göstermeye yetmez… AİHM, bu bakımdan Hükümetin başvurana niçin açık havada düzenli egzersiz yapma imkanı verilmediğini veya sınırlı dahi olsa müteaddit taleplerine uygun olarak, diğer mahkumlarla temasına izin verilmediğini izah edemediğini kaydetmektedir…”

21.12.2016

Reklamlar